Haftada 40 çeşit sebze tüketin. Sebzeler, lif, vitamin, mineral ve antioksidan deposudur; bol bol tüketin.
Sadece kendinizi değil mikrobiyotanızı da doğru besleyin. Bol lif, polifenol içeren gıdalar (Ör: sızma zeytinyağ, nar, narenciyeler vb.), fermente ürünler, sarımsak, soğan mikrobiyotanız için iyi besinlerdir.)
Rafine ve işlenmiş gıdaları az tüketin.
Şekeri az tüketin.
Yeteri kadar su tüketin.
Paketlenmiş ve raf ömrü uzun gıdalardan uzak durun.
Sizde inflamasyona neden olan gıdalardan uzak durun.
Etlerinizi yakmadan pişirin.
Omega 3 içeren gıdaları bol tüketin. Omega 3, kalp damar hastalıklarından korur ve inflamasyonu baskılar. Fakat balık ve deniz ürünleri tüketirken dikkatli olun. Ağır metal riski yüksek olan büyük balıkları ve deniz ürünlerini dikkatli tüketin. Bol tükettiğinizi düşünseniz de bağırsaklarınızdan iyi emilmeyebilir veya kanınızdan hücrelere yeteri kadar geçemeyebilir. Bu nedenle Omega 3 düzeyinizi kontrol ettirin. Yeterli değilse takviye alın.
Beyin ve bağırsak arasındaki iletişim kanıtlanmıştır. Duygu ve düşüncelerimiz, yaşadığımız stres bağırsaklarımızı, bağırsak sorunlarımız da psikolojimizi etkiler. Günümüzün hızla artan hastalıklarından biri hassas bağırsak (irritable barsak, IBS) sendromudur. Hassas bağırsak sendromu olan kişilerde diğerlerine göre kaygı, endişe düzeyleri daha yüksek ve depresyon riski daha yüksek bulunmuştur. Hem sağlığımızı hem de mutluluğumuzu, iş başarımızı, ilişkilerimizi daha birçok bakımdan bizi etkileyen stresle başa çıkmalıyız. Birçok yolla stresle başa çıkmayı başarabiliriz. Herkesin stresle başa çıkma yolu farklıdır. Kendinize uygun yolu bulana kadar bundan vazgeçmeyin. Yoga, nefes terapileri, doğru beslenme, doğru uyku ve daha birçok çözüm yolu vardır.
Tam olarak mekanizması açıklanmasa da yetersiz uykunun tansiyon, şeker ve kalp hastalıkları ile ilişkisi gösterilmiştir. Yetersiz uyku stres hormon düzeylerini arttırdığı için inflamasyona neden olur.
Biyolojik saatinizin dengesini, vücudunuzun stresle başa çıkma durumunu Adrenal Stres profili testi(HPA aksı testi) ile öğrenebilirsiniz. Bu test günün belirli saatlerinde verilen 4 veya 6 tükürük örneği ile kolayca uygulanabilir.
Biyolojik saat, beyinin içinde hipotalamus denen bir bölge tarafından kontrol edilir. Karanlık ve aydınlık gibi faktörler de bu bölgeyi etkiler. Örneğin gece karanlıkta beyninize “gece oldu” uyarıları gider. Bu durumda beyninizden vücuda “yorgunsun, uyu, dinlen” mesajı verecek olan “melatonin salgıla” uyarısı gider ve melatonin salgılanır, sizi uyutur.
Uykunuz düzenliyse iç saatiniz iyi çalışır.
Sağlıklı kaliteli uyku için uyduğunuz odanın hafif serin, sessiz, karanlık olması, yastığınızın rahat olması, uyku kaçırıcı çay, kahve, alkol vb. tüketiminin kontrol olması ve uyku saatinden 1 saat önce tv, telefon vb elektronik cihazların kapatılması önemlidir. Tüm bunlara dikkat etsek de yaş ilerledikçe bu ritim bozulabilir.
Çalışmalar 64 yaşa kadar olan sağlıklı yetişkinlerin ortalama 7-9 saat, 65 yaş üstü olanların 7-8 saat uyku ihtiyacı olduğunu göstermiştir.
Diğer tüm faktörlere dikkat etseniz bile mikrobiyotanız bozuksa hala ciddi sorununuz var demektir. Bağırsaklarımızda yaşayan mikrobiyota dediğimiz yaklaşık 100 trilyon bakteri, kalp damar hastalıklarından migrene, alerjiye, depresif durumumuza kadar birçok durumda etkilidir. Mikrobiyota sağlığımız için yapabileceğimiz en önemli şey onu bol lifle doğru beslemek ve tabii ki gereksiz ilaçlar, yanlış yaşam tarzı seçenekleriyle hasarlanmasına sebep olmamaktır.
Bağırsak sağlığını değerlendirmek için günümüzde çok değerli testler var. Mikrobiyota (bazı yayınlarda mikrobiyom olarak da isimlendirilir) testi, geçirgen bağırsak testi, zonulin testi bunların bazılarıdır. Oldukça hassas yöntemlerle çok detaylı olarak azalan artan bakteriler, bozulan oranlar, bakteri çeşitliliği, hastalık riskleri, inflamasyon durumu, enzim eksiklikleri, parazit aranması ve daha birçok madde değerlendirilir.
Copyright @ 2020. Dr. Semra Tamer Levent. Site Kullanım Koşulları
Bu sitede yer alan içerik bilgi amaçlıdır. Doğrudan doktor tavsiyesi olarak algılanmamalıdır.